Lübbey Köyü (Hayalet Köy)

Lübbey, Küçük Menderes havzasında, Bozdağ’ın eteğinde, 500 metre yükseklikte 30 yıl önce göçle boşalan bir Ege köyü. 

İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı. Lübbey Köyü, alışılagelmiş köylerden değil. 130 haneli, Yörük Türkmen köyü olan Lübbey, “satılık köy”, “terk edilmiş kartal yuvası”, “efe ve zeybeklerin korunağı”, “hikayesi olan köy” ve “eşkıya sığınağı” gibi benzetmelerle zaman zaman gündeme geliyor. 130 haneli olmasına karşılık köyün nüfusu kışın 30’u geçmiyor. Devamlı kalanların sayısı 10’u geçmiyor. Kaderine terk edilmiş evler, onları terk etmemekte direnen son sakinleriyle ayakta kalmaya çalışıyor.

Bir zamanlar sayıları üç olan köy kahvelerinden geriye yalnızca biri kalmış. Köy okulu artık kedilerin oyun alanı. İmam, camiye bir tek cuma namazı için geliyor. Bakkal ve manavınsa yolu haftada bir düşüyor. 13 kilometre uzaklıktaki Ödemiş’ten gelen minibüs bir sabah bir de akşam uğruyor.

Kalanların tam bir hayat mücadelesi verdiği Lübbey hayalet köyde, geçimlerini tarımla sağlamaya çalışıyorlar. Hayalet köy, yılın belirli dönemlerinde ise fotoğraf ve belgesel tutkunlarının uğrak yerlerinden oluyor. Köye gelen fotoğrafçılar ve belgeselciler, kendi haline bırakılan ve hayalet şehri andıran köyün birçok noktasında güzel çekimler yaparak bölgenin tanıtımını yapmaya çalışıyorlar.

Terk edilmek yalnızca Lübbey’in kaderi değil. Türkiye’de köy nüfusu her geçen gün biraz daha azalıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, 2000 yılında köy ve beldelerde 23 milyon 797 bin 653 kişi yaşarken, bu sayı 2012’de 17 milyon 178 bin 953’e geriledi. Yani, 2000’de köy ve belde nüfusunun toplam nüfusa oranı yüzde 35.1 iken 2012’de bu oran 22.7’ye indi. Aynı oran 1950’de yüzde 75, 1980’de yüzde 56.1’di. Bugün Türkiye’de nüfusun yüzde 70’inden fazlası kentlerde yaşıyor.

Lübbey Köyü Sakinleri

Fatma Yavuz ve eşi, Lübbey’in sayıları 10’u geçmeyen daimi sakinlerinden. Ahmet Gürkan ve eşi Dudu Gürkan. Lübbey'in en yaşlısı Ahmet Gürkan 96 eşi ise 76 yaşında. Köyün en genci ise Kahveci Mehmet Güler 45 yaşında. Fatma Yavuz can sıkıntısından şikâyetçi olsa da Lübbey’den vazgeçemiyormuş. Bir röportajında ise "Diğerleri sevmiyor burayı, biz seviyoruz. Sevmesek durmayız. İnsanın tek başına canı sıkılıyor." diyor.

Çoğu yan yana sıralı, iki katlı bu evlerin hiçbiri birbirinin manzarasını kapatmıyor. Taş malzemeden yapılmış alt katlar genellikle ahır olarak kullanılıyor. Ahşaptan yapılmış üst kısımlarsa yaşam alanı. Bitişik nizam olan evlerin arasında tek bir duvar var. Tuvalet, banyo, çamaşırhane ortak alan. Birkaç evin kendi bahçesinde sonradan yaptığı alanlar da var.

Lübbey evlerinin bu karakteristik özellikleri belli ki tarihi bir döneme işaret ediyor. Ancak bu dönem hakkında çok şey bilinmiyor. Bu civarda yaşayanlar Lübbey’in bir zamanlar zeybeklerin sığınağı olduğunu anlatıyor. Lübbey’de bitişik nizam evleri birbirine bağlayan gizli geçitler var, zeybeklerin bu geçitleri kullanarak kaçtığı da anlatılanlar arasında.

Bir diğer anlatıya göre Lüb ve Dab isimli iki Türkmen beyi anlaşmazlığa düşüp topraklarını ayırınca Lübbey ve Dabbey olarak iki ayrı köy çıkmış ortaya.

Mimar Koray Güler köyün bugüne kadar ulaşan fiziksel durumu değerlendirildiğinde, buranın 19’uncu yüzyıl sonuna dayanan bir Türkmen yerleşimi olduğu kanısında. Ancak Lübbey’in kuruluş tarihi ile ilgili belge yok.


Ulaşım

İzmir'in Ödemiş ilçesinin merkezine vardıktan sonra, Manyas Caddesi’ni takip etmeniz gerekmektedir. Manyas Caddesi ile Ödemiş merkez'den çıktıktan sonra sırasıyla Yenice Köy yanından, Üzümlü Dere Bebekler ve Dere Uzun köylerinden sonra Lübbey Köyü’ne ulaşılabiliyor. Yazıda da belirttiğimiz üzere, Ödemiş merkezden bir sabah bir de akşam olmak üzere karşılıklı olarak iki kez dolmuş seferi yapılıyor.


Haritada ki Yeri

Yorumlar